More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  muradin_1089@hotmail.comPhotosProfileFriendsBlog Tools Explore the Spaces community

Blog

    May 11

    alıntı

    Uzun bir başlangıç olmasını istedim. Neyi nasıl anlatacağımı bilmeden çıktım bunca yıl beni eskiten zamana. Her şeyin hiçbir şeyde anlam bulmadığını ve unutulan her vaktin kendi kollarında böylesine anlamsız kalabileceğini yine anlayamadım. Nafile demek çok güç biliyorum. Yaşadığım en güzel süreçlerin çığlıklarını, sırtımı yasladığım duvarlarda süsledi hayallerim. Bir yarış olmamalı aslında yarın için.

    Düşünmeyi bile unutur gibiyim şimdi. Sıradanlığın peşinde gökyüzünde yıldız kovalıyorum. Beni anlayacak her yüzde yarın unutulup gidiyorum nasıl olsa. Kendime bir pişmanlık, zararına bir alışkanlık oluyor yaşadıklarım. Sorgulamalarında sigara dumanı kaplıyor sevdalarımı. Aşk bana rüzgarsız her gecede kendini anlatıyor. Anladığımı sanıyor anlayamadıklarım. Binlerce tanımsız silüet sarıyor kanaması durmayan yaralarımı. Sevdalım, aşk yalnız kendine acımıyor. Koparıp atıyor sende büyüyen bütün sevdalarımı.

    Eskisi gibi değil diyorum artık hiçbir şey. Duyan varmı, tat alan varmı, anlam kalan varmı aynı kadehte farklı hayatları yudumlayan yüreklerin düşüncelerinde. Renkleri kendi aşklarına göre yorumlayan benzerlerimden birtek sabahlarımı geriye alıyorum. Denizi görmedim demiyorum, bu kadar suskun olduğuna her zaman inanmasam bile. Yaşadığıma bile kandırılmadığım konusunda tek gecelik bir serüvene bırakılıyorum.

    Hayallerim infaz edecek beni bekliyorum. Kimsenin kimse olmadığını büyümeye niyetlendikçe ve mecburi duygularımı dibe vuran her hüzün kavramı öğretisinde başkası olmaya çalışmadıkça daha iyi kavrıyorum. Böyle yaşamak insanı öldürmekten beter ediyor sevdalım. Susup her geceyi bir öncekinin üzerine kapatıyorum. Kayıp olan bir zamanın kazanılmamış bir serüveninde senin yerine sensiz olarak nefes tüketiyorum. Hatıralar sabahları benim kadar sevemez. Ben yaşanılmamış her sabahı ezbere biliyorum.

    Bakıyorum derinleştikçe yüreğimi uzaklara uçuran heveslerime. Her gördüğüm ve duyduğum ölüm bir başkasına benzemiyor asla. Bir yolu olmalı aşkın aşk adına. Aşk’a ölümü yakıştıramıyorum.

    Bu kaybolmuşlukta ben ne desem, ne kadar karda kışta kendimi yolları olmayan bir haritanın belirsizliğinde sürüklesem zaman değerlenmiyor. İnsan eli değmemiş bir kaybolmuşlukta sonsuzluk oluyorum. Kendi sonsuzluğum ve sınırsızlığım bile birgün tükenip gidecek unutulmuşluklar kervanına. Gitmeden gitmek istemiyorum bile diyemiyorum. Zorla götürülüyorum biçare. Nafile anlamını buluyor hayat beni anlamayan bakışlarının donduğu her jenerik takıntısı karede.

    Henüz arayan yok, zaman hızla ilerliyor. Bir, iki, üç saymakla başlıyoruz her dokunuşta alevlenen merdiven altı hikayelerine. Kimse kimseyi kolundan çekip götürmüyor. Kimse sınıfında kendine yer bulan herkes çekip götürüyor tanımadığı her kolu. Ve seni sevdiğim, seni unutmaya bile cesaret edemediğim her anda karşıma dört çıkıyor. Kendime yalancı kaldığımı uykusuz gecelerde aynasız bir odanın yansımasız duvarlarından seyrediyor yüreğim. Dört beni yalnızlığımla infaz edecek olan cellat biliniyor. Bu cellat beni sensiz kaldığım her gece daha da çok seviyor.

    Pencereden baktığımda her şey o kadar yakın ki bana. Her şey sanki elimde, avuçlarımda omuzlarına yaslandığım suskunluğun tarifini anlatıyor. Bir yanda üşümemin verdiği sıcaklık diğer yanda küçüldüğünü hissettiğim bir sevdanın ayak izleri sarhoşluğu. Oysa yaşadığım için içime çekmedim ben bu hayatı. Belki aşk derler benden sonra, belki de kılıfı olmayan bir çıplaklık kalır titrediğim zamandan hatıralara.

    Ki sevdalım ben giderim, uğruna yazdıkça kaybolan kelimelerin gözyaşları kalır bir armağan gibi yanına. Sende yarına sabah var mı, geceden uykularına saplanan acılarına. İçimden geçen sensin yağmurlarda, içimde topallayan ben. Kendimde acımasızca tüketilen.

    Derler ya hani. İyiydi, kötüydü, bilinmezdi, şöyleydi, böyleydi. Sen düşünme, aldanma sevdiğim. Benim sevmek dediğim, senin için sakladığım her günde doğan güneşin sıcaklığı gibiydi. Yerle bir olan hayallerden tutunmak düşerdi bana seni yaşayabilmek. Seni özleyebilmek santim santim yaşadığın haritada şekillenmek demekti. Beni sevdiğin gibi bil sen. Seni kendimi sevmediğim kadar çok sevdiğimi bil uzayan gecelerin sessizliğinde. Ancak o zaman yüreğin olurum ben. Yüreğime her dokunuşunda alevlere atıldığım karanfil kokulu ellerinde.

    Uzun bir başlangıç olmasını istedim. Dışında kalmak zormuş hayatın. Ya içinde öleceksin ya herhangi bir kıyısında kimsesizliğine tükeneceksin. Ya kaldırıp başını gökyüzünü seyredeceksin, ya aşk nedir bilmeden boynunu büküp gideceğin zamanı bekleyeceksin. Her durumda ya seveceksin, ya seveceksin, sevildiğini asla bilmeyeceksin.

    Şimdi anlıyor musun, biliyorum anlamıyorsun. Ağlama deme bana,ben zaten ağlamıyorum. Dördü vuruyor yalnızlık. Yağmur başlıyor, kendi bedenimde soğuyorum.

    ELVEDA ZAMAN. SENİ BİTİRDİM, BEN UNUTULUYORUM!

    February 03

    MERHABA AND ELVEDA

     
    mektubumun başı sonu gelecek sanma.sevenler susmaz su susmayan kalp benim.yanlız ve yanlız bir kalp ugruna  yıllarımı verdim.peki yıllar bana ne verdi...
     
      bir yaz aksamıydı seni o zaman fark ettım.bir gozlerın vardı,bir bakısların...bir sen vardın o masada ama ben yoktum...
    bir cingene falıma baktı19.gunde oleceksın dedı.ben 19 yıldır seni arıyorum..
    aldırma dıyorum sana dunya ikimiz için yaratıldı,bunca insan iş oılsun diye geldi yeryuzune.verdıgın her kederın yuregımde yerI var.hangı aynaya baktıysam seni gordum.geldesen gelemem,git desen gidemem,öldesen kanım akmaz.anladım artık seni sevmek yüce bırsey.anladım seni sevmek tanrıya yaklasmak gibi.
    insanlar içinde bir sana inandım.bir seni sevdim kendimden baska.
    sendin düşündügüm soluk soluk.gözümü yumsam seni göruyorum.sen cıkıyorsan karsıma karanlıgımda bır yanıp bır sonen ısıklar gıbı.yumruk kadar yuregımde sen varsın..
    butun duvarlarda gölgen kazınmıs.sokaklarda ayakların izi.ben o sokaklaRda ölsem kaldırımlar cekmez agırlıgımı.soylesem aşkımı asırlar bu ıkı yuzlu ınsanlar  anlamaz beni.boyle merhametten uzak  gıtdıyorsun ya  nereye gıdeyım.
    bunca mektupları,şiirleri kim yazacak sana.kim anlatacak dunyaya sıgmayan  guzellıgını .gıtmek mumkun olsa gıtsem uzaklara .sevmesen seni bir daha.param parca etsem yuregımı cam gıbı  sonra  yaksam.savursam kullerımı karlı daglardan acık denızlere yıne senı severdım ..yıne sana tapardım kullerım agırlıgınca..butun sokaKLar  bos gormuyormusun.bir kibrit cak butun evler yansın 19bin yılın öçünü al bu serefsız dunyadan.
    benı dusunme haydi git.çok olduk ikimiz oldugumuz yerde.bir kalırsak yıne var olacagız..
    yeter yeter artık nerdeyse cıldıracagım.bir yesıl otesıne geldım durdum işte,merdıvenın son basmagındayım bir adım daha atsam  kımseler tutamaz beni sana gelıyorum..
    ölümden beter yanlızlıgım bu macera ne zmn bıtecek soyleyın ne zmn aydınlanacak bu karanlık alın yazım.
    hanı o iki kişilik dunyalar bızımdı,hani sen halden anlardım hanı sen gıt demıyecektın bana ve ben herseye ragmen gelecektım.
    içimde bir umut gozlerımde yanıp yanıp sonen bir pırıltı.ama ne sen geldedın nede ben gelebıldım.
    herseye ragmen aşkım ayrılıklarla basladı.şimdi bir özlem var sana ceker beni.bir yer var senden oteye.ben onun içinde boyle ortalıkta kaldım.caddelerde sokaklarda onun için bulup bulup yıtırdım seni.
    hangı kapıyı caldıysam sen actın bana .zamandın zamandan oteye bırseydın.yıllardır bir meşala gıbı yandın uzaklarda .benımde bır insan tarafım vardı bakma boyle kotu olduguma .benımde dıleklerım vardı.benımde bır beklentım vardı yasamaktan.yeter yeter artık vurma yuzume cırkınlıgımı.anlamıyorsunsen sevıldıgın için bu kdr guzelsın.ben sevılmedıgım için bu kdr  çirkinim.güneşi ikiye boldum al biri senin olsun.yuzumde beş bıcak yarası var bır de sen vur..
    ben kotuyum,korkunç,çirkinim ben bır oluyum.ben boyle olsun istememiştim ya sana cok yakın ya senden cok uzak olmalıydım.aramızda asılmaz engeller olsun istıyorum.gokte bır yıldız gıbı  senı gormelı senı yasamalı ve senden cok uzaklarda olmalıyım..bılıyorsun guzellıgın yeraltı denızlerıne benzer.bılıyorum bır sır gıbı guzelsın..
    hanı anlatılmaz duygular vardı,hanı sarkılar vardır sevıp soyleyemedıgımız,şiirler vardır unuttugumuz.zaman zaman hatırlayamadıgımız.işte sen o kdr guzelsın kı....
    ve ben o kdr karanlıklar içindeyım kı.şunlar ellerın dıyorum tutamıyorum,sunlar gozlerın dıyorum bakamıyorum.dusun kahrımdan olmelıyım artık olemıyorum...
    inanmak var olamktır bılırsın,inandıgımız için yasayalım.nice sabahlar nıce iyi gunler için yasayalım.
    hangı rengı sevdıgını bılmıyorum .sarı,mavi,yesıl,siyah,kırmızı,belkı pembe bır dunya..ama ben sende olan butun renklerı sevıyorumm.işte tek farkımız bu yoksa hıcbırsey onemlı degıl dunyada SENDEN BASKA.
    bır kalbım var et,kan,sinir,iki gözüm var seni gorur.ayaklarım sana gelır,ellerım var seni arar.
    bir dunyakı kocaman bır evrenkı sonsuz,sen olmasan neye yarar bunlar. 
    şimdi soyle bana butun cırkınlıgımı utandır benı yasadıgıma.caresızlıgı bır tokat gıbı ındır suratıma.yanagımda bes parmagının izi kalmalı.şimdi seni dusunup yazıyorum biliyorsun.karanlık aman vermıyor ne yapsam caresızim..
    kokunu getıren ruzgarda olasa bır manası kalmayacak yasmanın.
    simdi yoksun tutar ellerını operım kımseler ayıplamaz beni.yoklugunda senı nasıl sevdıgımı anlamazlar benı.
    işte gozlerın,işte duduakların,senın olan ne varsa karsımda duruyor.butun resımler sana benzıyor.butun aynalarda sen varsın.kımse yoklugunda bu kdr sevılmedı,kımse yoklugunda ilahlaşmadı bu kdr..
    sacların boyle guzel ama sen daha guzelsınn....
    ne varkı ayrılıgın adı kotuye cıkmıs.benı bunca saracak ne vardı,ne vardı kanıma gırecek,goz bebeklerıme oturacak ne vardı.ne vardı hıc karsıma cıkmasaydın.kor olası gozler gormeseydı seni,guzellıgını hıc bıleseydım.ne vardı butun gece gozlerımı tavana dıkıpsenı dusunmeseydım???...
    belkı karsımda degılsın yanılyorum.butun ışıkları kaldırıp attım.anlamıyorsun gokyuzu gunes olsa sensız KARANLIKTAYIM?...
    her sabah senınle baslar,önce gozlerın gırer odamdan içeri.sonra ellerın,sacların,dudakların bır bır hatırlarım her sabah senın olan ne varsa.yuzum aydınlanır sarkılar soylemek gelır  içimden.yakınlarda bir kus öter,uzaklarda baykus sesleri.sorar benlıgımı bırden.  
    her sabah  senınle baslar ve  ben her sabah içimde bir agrı gibi yoklugunu duyarım.o alısılmış yasamak ki her sabah .egreti bir elbıse gıbı durur üzerimde.bir isyandır sarar içimi hep aynı ses  aynı sarkı.aynı sagır gokyuzu dılsız bır denız kor bır lıman...
    gorulmemısı gorelım,tadılmamısı tadalım.butun bır omur boyunca senınle baslayan sabahlarım senınle surup gıtsın..
    guzel olan her gunu senınle tekrar tekrar yasamak ve unutabılmek herseyı  ansızın.sevmek seni en yuce sevgıyle.SEVMEK SENİ TANRILAR GIBI.goreceksın butun kose baslarında senı bekleyecegım.her vapur senı  getırecek bana,siirler senın için yazılacak.
    her evde bır resmın,her meydanda bır heykelın olcak goreceksın ben eskımeyen tek guzellıgı sende bulacagımmm..
    sende buldum erısılmez sevgıyı.
    duyguların en olumsuzunu sende tattım..
    cogu gun unuttum aclıgımı,sende doydum senınle var oldum.sesını duymadım gun yasanmıs degıl.acan cıcek,oten kus, kus degıl.
    yuzunu gormedıgım gun içimde yıldızlar sonuk.gunesler gunes degıl,senı sevmedıgım gun,seni anmadıgım gun olacak iş degıl..
    balıklar denıze muhtac çiçekler topraga ve suya,dal yapraksız olmuyor meyve agacsız ve ben sensız muhtacım..._
    su gıbı ekmek gıbı adın dudaklarımda
    bir sabah uyanınca nefes alabılmek gıbı.her gunum senınle gecsın.o gunese en yakın  kımsenın  varmyacagı bır dag basında uçsuz bucaksız denızlerde ınsan ayagı deymemıs ormanlarda,uzaklarda en uzaklarda o gemılerın ugramadıgı lımanlarda.ISIGIM OL ALIN YAZIM OL VATANIM OL EVIM OL VEEE
    BENIM OL BENIM OL BENIM OL...
    yeter kı bır omur boyu benım ol her gunum senınle gecsın...
    her gece sen gırersın ruyalarıma her gece  param parca olur uykularım..karanlıgın en koyulastıgı yerden kapım caldıgını duyarım.acınca soguk bır ruzgar carpar yuzume sen yoksunn...
    kılıtlenıe dudaklarım,gozlerım karanlıkta bosuna arar senı  SEN YOKSUN..
    yanlızlıgımı kadehlere doldurup içecegim bu gece yıne tek basıma..kırmalıyım kapıları evlerı atese vermelıyım sen yoksum zaman gıtgıte uzar..atmıs sanıye bır dakıka,atmıs dakıka bır saat..ve sabah olasına 2 saat var.beklemek bir cesıt olmektır sen yoksun bu bana her gece bınlerce olum demektır..???
    gozlerıme acı bır karanlık dussun.bır vapur alsın gotursun senii..ben vapurlaR dolusu kederımle yApayanlız.sen  uzak bır denızde ozlemlı dalgın kıyılarına carpıp agladıgı yerde dalgaların.neden ay karsılarda yukseldıgı zaman basın omuzlarımda olmasınnn..
    neden ellerın avuclarımda degıl,neden gozlerım aradıgı zaman gozlerını bulasın.durup durup benı bu caresızlık hancerlıyor.bu yolların bır yerde ayrılmas uzayan kılometreler o sefıl anlayıssız bakıslı insanların.dunya o eskı dunya degıl,tanrıysa coktan unuttu bızı,su ucsuz bucaksız evrende ne derdımı dınleyen ne bır anlayan var sevgımı..
    hersey bır yerde anlamsız ve boşş kiii..
    gercek olan sımdı senın yoklugun.senın varlıgını ozledıgımı bılmıyorsun.bak nasıl artıyor ellerımın sıcaklıgı,dınle bak nasıl carpıyor yuregım.butun sokakları da bu sehrın san kosuyorum.senı soruyorum gelıp gecene gormedık dıyorlar.ANLAMIYORLAR SENI NASIL OZLEDIGIMI.senı nasıl SEVDIGIMI  bılmıyorlar.
    volkanlar tutusuyor,ormanlar yanaıyor içimde.her gece mılyonların uyudugu bır anda devler uyanıyor içimde seni düşünüyorum...
    karanlıklar içine özlemli sesin geliyor,bir ısık yanıyor cok uzaklarda.varılmaz ucurum dıplerınde.
    zamandan ve mesafelerden senı cekıyor ellerım.senı her zaman oldugun gıbı yıne en guzel en degerlı guzellıgınle bana gulumsuyorsun..benımse ellerım sımsıcak,dudaklarım nemlı.ozledıgım herseyımle kopup en yuksek tepelerden  bır cıg gıbı sana gelıyorum..._?
    sonra daglar cokuyor ansızın agaclar devrılıyor ,evler yıklıyor altında kalıyorum...
    kırık heykel parcasınıarıyor her gece,bır sarkı notasını,bır tablo renklerını,agac yapraklarını,vazo çiçeklerınıBİR ADAM YANA YAKILA SENI ARIYOR...?
    magrur gozlerını ıslak ılk defa aglıyor aglıyor bır adam gel dıye yalvarıyor..
    ben her gece gozlerım tavanda bır noktaya dıkılmıs senı dusunuyorummmm..
    ve sen o saatlerde benım gormedıgım ruyaları goruyorsun.nereye varsam orada yanlızlıgım benı bekler bulurum.her sabah evler bosalır,bır sel akar sokaklara caddeleree.
    ben kendı ıçımde kaybolurum..
    ne gıdecek yerım  vardır ne bekleyenım.gokyuzu saltanatım,dunya soframdır benım.zamanlara gecer mevsımler degısır  DEGISMEYEN BENIM ALIN YAZIMMM....
    ne zaman elım elıme degse ınsan yuregım o zaman  carpar .yanlızlık bır o zaman  terk edr benı.tutar essi gozlerın dagınık saclarımdan.o ışıkta n dunyasına surukler benı.
    ellerın bır bır ayıklar eskı halımdan  ne kalmısa..
    verdıgın mutluluktan sundugun aydınlıktan bır anda degısır bakıslarım.
    ısıkların demet demet denızlerın dalga dalga gelır ustume.
    yoklugunolume varlıgınaşka cagırır bır yandan.bılırım bıraz sonra gıdeceksın saatlerı durduramam,insanları olduremem ne care bende gucsuzum bır yerde kadre karsı duramm.
    ve işte çirkin alın yazım.sensizlige mahkum edr beni,gozbebeklerım sonmeye,ellerım sogumaya baslar.taslar yagar ustume gokyuzunden ..uzun sıvrı  igneler saplanır yuzumue.bır ker daha içim  isyanla  dolar.
    bir ker daha nalet ederım dunyaya.
    kapını acık tut pencerenı kapatma
    yarın ewının onunden gececegım o ZAMAN DUVARLADIGIN AGLADIGINI DUYACAKSIN
    ...

    ELVEDA
    ELVEDA
    January 17

    muradin

    Beş yıl olmuştu beraberlikleri başlayalı, Atilla çok yakışıklı, Büşra ise çok güzeldi çok uyumlulardı birbirlerine çok mutlu ve örnek bir aşkları vardı kimseyi umursamadan aşklarının tadını çıkartıyorlar ve sevgilerinin karşısında kimse duramıyordu kendi aralarında sözlenmişlerdi büyük bir aşktı bu. Bir gün yanlış bi anlaşılma yüzünden Atilla ile Büşra kavga ettiler ve Büşra Atilla’yı yüz üstü bırakıp ayrıldı ondan aynı mahallede oturuyorlar ve evleri karşılıklıydı Atilla ne yaptıysa olmadı bir türlü Büşra’nın geri dönmesini sağlayamadı ve uzun süre ayrı kalmışlardı Atilla artık eskisi gibi gülemiyor ve eğlenemiyordu Büşra ise Atilla’yı dışarıda gördüğünde suratına bile bakmıyordu.
    Bir gün Atilla arkadaşlarıyla bir çay bahçesinde buluşup erkek erkeğe muhabbete dalmıştı birden çay bahçesine giren bir çift Atilla’nın dikkatini çekmişti, birde dönüp bakınca o erkeğin sarıldığı kızın Büşra olduğunu görmüştü ve o an donmuş kalmıştı Büşra Atilla’yı görmüş ama görmezlikten gelmiş Atilla o günden sonra kimselerle konuşmaz olup susmuştu. Artık ne camdan Büşraya bakıyor nede dışarı çıkıyordu artık hayata küsmüştü ve bir gün, Atilla bir çocukla Büşraya bi şiir yollamış Büşra şiiri alıp okumaya başlamış...
    -Bir sabah sen uyurken, bir çığlık kopacak
    Bu çığlık seni ve herkesi uyandıracak
    Kalkıp nereden geliyor diye bakacaksın
    Baktığında bizim evden geldiğini anlayacaksın
    Sen daha şaşkınlığını atamadığın bir anda
    Bir sela sesi çınlayacak bu şehrin sokaklarında
    Tüm insanlar toplanacak birden oraya
    Benim öldüğümü söyleyecekler sana
    İnanmak istemeyeceksin onlara
    Sonra koşup geleceksin bizim eve
    Sarmışlar beni beyaz bir çarşafa
    Bir hoca, dua edecek baş ucumda
    Derken tabuta koymak isteyecekler beni
    Vermemek için tutacaksın beyaz kefenimi
    Yalvaran gözle bakacaksın onlara
    Dokunmayın diyeceksin ne olur dokunmayın ona
    Ben koyarım onu tabutuna
    Ellerin varmayacak beni tabuta koymaya
    Mecbur olduğunu anlayacaksın bir anda
    Koyacaksın beni o uzun sandığa
    Ve dönüp onlara beni sevdiğini söyleyeceksin
    Sonra dönüp bana
    İnan bu sözüm yalan değil diyeceksin
    Sarılıp tabutuma bir off... çekeceksin
    İşte o an benim aylarca çektiğimi
    Sen bir anda çekeceksin
    Geçte olsa hatanı anlayacaksın
    Bir an yaşlı gözlerle bana bakacaksın
    Bak sana döndüm diye yalvaracaksın...
    Mecburen seni seveni..
    Beyaz kefeninde bırakacaksın
    Ve o günden sonra insanların dilinde
    Geç dönen sevgili olarak anılacaksın”
    Büşra şiiri tam bitirmiştiki birden bire Atilla’ın evinden bir çığlık koptu ve Büşra koşturdu o çığlığa ve Atilla’nın tavanda bir urganla asılı olduğunu gördü ve Büşra şiirin aynısını yaşadı. Bu olaydan sonra Büşra`yı ve Atilla’yı tanıyan kişilerin dilinde “GEÇ DÖNEN SEVGİLİ” diye anıldı...

    şiir ve sevgi

    grup4687769283391 

    Alıntı

    动力歌会每周三唱K聚会
    动力歌会每周三唱K聚会
    Ev sahibi: 单车男 等
    Tarih ve saat: 23 Ocak 2008 Çarşamba saat 18:00
    Konum adı: 龙华西路中山南二路路口(靠近上海游泳馆)
    Bu olayı Windows Live'da göster
    November 13

    sigarayı bıraktım

    Hafif sisli bir havada ve güneşin apartmanların arasından yeni yeni güne merhaba dediği bir saatte, vapura dogru ilerleyen genç adam; jeton gişesinde, yaklaşık iki ay önce ayrıldığı kız arkadaşını görür ve titrek bir "merhaba" ile konuşmaya başlar. Bu konuşmalar vapurda da devam eder.

    Adamın; "Hava o kadar da soğuk değil, dışarıda oturalım mı?" sorusuna, kızın "Olur" cevabı vermesiyle birlikte vapurun en üst katına doğru yol alırlar.

    Birkaç dakika havadan sudan muhabbetlerle geçtikten sonra, adam kıza bir sigara uzatır ve kendisine de bir tane alır. Daha sonra, genç adam birden lafa girer:

    - Biliyorum, bu konuları daha önce hiç konuşmadık ya da konuşamadık diyeyim.Merak etme ama, "Neden ayrıldık biz" sorusunu sormayacağım. Sadece sana söylemek istediğim birkaç şey var, onları konuşmak istiyorum.

    Genç kız; adama bakarak, - "Evet seni dinliyorum, devam et" dedikten sonra adam, konuşmasına kaldığı yerden devam eder:

    - Biliyor musun? Ayrıldıktan sonra, seni sigaraya benzetmeye başladım.

    Kız, hiç tahmin etmediği, alakasız bir konuyla lafa girmesinin verdiği şaşkınlıkla,

    "Ne? Nasıl yani?" der.

    Adam, önce kıza uzattığı sigarayı ve sonra kendi sigarasını, çantasından çıkardığı çakmak ile yaktıktan sonra:

    - Mesela bir tane sigara yakıyorum ve kül tablasına koyup izlemeye başlıyorum. Kül tablasına dökülen külleri gördükçe; anılarımız aklıma her biri kül olup acılarıma dönüşüyor sonra. Arada bir elime alıyorum sigarayı ve içime çekiyorum seni. Kendimi zehirlemek için; daha çok, daha çok çekiyorum. Bazen de anıları silkiyorum kül tablasına. "Sen zehiri" hoşuma gidiyor, içimi acıtıyor, vazgeçemiyorum; içime çekmeye devam ediyorum. Ağzımdan çıkan her dumanda, ayrılırken bana bıraktığın; son bakışının silueti beliriyor. Her sigaranın olduğu gibi, senin de sonun yaklaşıyor. Ve ben yavaş hareketlerle; ne zaman seni söndürmek için, elimi götürsem kül tablasına, aptalca bir umutla "Ne olur yapma!! " diyeceğin zamanı bekliyorum. Ama hiçbir zaman duyamıyorum sesini. "Ve işte bitirdim seni" diyorum. Hayır hayır kendimi kandırıyorum galiba, "Seni böyle bitiremem" diyorum sonra. Ama bakıyorum kül tablasına; evet! Sen oradasın, evet! Anılar orada. Ancak, elimde hala kokun var. Yıkasam da, hiç çıkmayacak bir koku. Anlıyorum ki; bu sigarada, senin çok az bir kısmını bitirmişim. Senden bağımsız bir sen, hep içimde yaşıyormuş. Ve anlıyorum ki, sadece sönüyorsun. Seni atesleyecek bir "Ben" bekliyorsun sabırla. O "Ben", çok da bekletmiyor seni. Bir daha yanmaya başlıyorsun. Anılar acılar derken yine bitiyorsun. Yeniden yanıyor ve bitiyorsun. Bu hep böyle devam ediyor; sonunda alışkanlık oluyorsun.

    Genç kız anlatılanları dinlerken; tarif edilmeyecek bir duygu yoğunluğu içindeydi. Bir yandan, birisinin bu kadar acı çekmesine üzüntü duyarken; diğer yandan da, kendisinin hala unutulmamış olmasından, haz alıyordu. Aslında kendisi de unutamamıştı genç adamı. Kendi isteğiyle ayrılmıştı ama; sevmediği ya da artık bir şeyler hissetmediği için değil, en yakın kız arkadaşının da, o insana karşı bir takım duygular beslediği için gerçekleşmişti bu ayrılık. Bunu; ne erkek arkadaşı, ne de en yakın arkadaşı biliyordu. Erkek arkadaşına, "Bu ilişkide bir şeyler eksik, ben daha fazla sürdüremeyeceğim, ayrılmalıyız." diye bir mesaj atarken; kız arkadaşına, "Ilgisiz bir sevgili olmaya başlamıştı günler geçtikçe; çok bunalmıştım. Ve bir gün onu, başka biriyle sarmaş dolaş gördüm. Bu yüzden ayrıldım." demişti. Böylece, hem erkek arkadaşından, kendine göre, makul bir sebeple ayrılmış; hem de arkadaşına, erkek arkadaşını kötüleyerek, ondan soğumasını sağlamıştı. Kendisinin çok acı çekeceğini bile bile, arkadaşını kaybetmemek için, böyle bir yalanlar zincirine başvurmuştu. Artık hayatını,bu yalanlara göre düzenlemeliydi. Bu yüzden; bu karşılaşmalarında duygularını bir tarafa bırakıp, mantığı ile karar vermek zorundaydı. Geri dönüşü yoktu ve kız da bunun farkındaydı. Bütün ayrıntıları, olası bir karşılaşma için düşünmüştü daha önceden. Adamın anlattıklarını dikkatlice dinliyor ve sözünü bitirmesini bekliyordu. Ve adamla göz göze gelip, "Bitti, bu kadardı!" dermişçesine bakmasından sonra, kız konuşmaya başladı:

    - Açıkçası bu söylediklerin, hiç beklemediğim şeylerdi. Benim, bu açıklamalarına bir yorum yapmamı bekleme. Çünkü bunlar; senin kendi düşüncelerin. Her biten ilişkiden sonra, yaşanabilecek duygulardan bu anlattıkların. Sunu söyleyebilirim ama; yaşadığımız ilişkide, elimden gelen fedakarlığı gösterdiğime inanıyorum. Seni hiçbir zaman suçlu görmedim, herşey benden kaynaklıyordu. Sonuç olarak, bir şekilde bu ilişki yürümedi ve bitti. Bu kadar basit.

    - Bu kadar mı yani?

    - Evet...

    Genç adam şok olmuştu. Belki, daha ılımlı bir yaklaşım bekliyordu kızdan. Ancak, kesin ve kararlı konuşmuştu kız. Hiçbir umudun kalmadığına, kendini inandırmaya çalışıyordu. Vapur yanaşmışti iskeleye. Tek bir kelime bile konuşmadan vapurdan indiler. Iskelenin sonunda; genç kız, adama sarılarak "Hoşçakal" dedi. Ancak adam, ayrılırken ne sarılmıştı kıza, ne de bir kelime çıkmıştı ağzından. Bir heykel gibi duruyordu kızın karşısında. Kız da, bir tepki gelmeyince; hızla oradan uzaklaşmayı tercih etti. Arkalarına bile bakmadan ayrıldılar. Kız, işyerine ulaştı. Yerine oturduktan hemen sonra, cep telefonuna bir mesaj geldi. Mesaj, eski sevgilisindendi ve söyle yazıyordu:

    - "Hep bu karşılaşmayı ve sana sigara hikayesini anlatacağım günü beklemiştim. Ve o gün, gözlerimin içine bakıp; söyleyeceklerine göre, hayatıma bir yön çizeceğime..."

    Genç kız, bu mesajdan hiçbir anlam çıkaramamıştı. Bu mesajı düşünürken; bir mesaj daha geldi:

    - "... kendi kendime söz vermiştim. Bugün duyduklarım; beni hayal kırıklığına uğrattı ve ben kararımı verdim:"

    "SİGARAYI BIRAKTIM..."

    yalan dunya

    yegenımannemın koyuNeden bu kadar hayatımın içindesin ki sanki? Beklenmeyen bir anda geldin ve hayatımın tamda merkezine oturdun kaldın... Oysa ki sen davetsiz bir misafirdin sence de haddini aşmamış mıydın uzun zamandır kimsenin girmediği(giremediği)kalb imin gizli kapısını tıklarken(!) ? Önce o kapıyı duymamazlıktan geldim , kaçmaya çalıştım ; yok olmadı işte... Sen o masumluğunla o kapıyı tıklarken sana karşı kayıtsız kalamazdım duyuyordum seni..
    Günden güne alıştım sana... Oysa ki ben çok korkuyordum sana alışmaktan; çünkü biliyordum , adım gibi biliyordum bir gün gideceğini... Sen bambaşka bir mevsimin çiçeğisin , ben hep sonbahar.
    Adı aşk mı bu alışkanlığın? Aşk olmamalı ben hep kaçtım aşktan , aşk beni böyle ansızım , ummadığım bir anda yakalamış olamaz..Yoo aşk değil bu , aşk olamaz , olmamalı peki öyleyse ne olabilirki..

    Biliyor musun kalbimin senden önceki davetsiz misafiri de böyle masumca ansızın gelmişti... Kendimce kalbimdeki misafire hürmette kusur etmemiştim ; ama neden bilmiyorum o giderken kalbimide yakıp yakıp öyle gitmişti , ancak toparlandım derken şimdi de sen?
    Ah bir bilsem ki hak edeceksin bu sevgiyi kabulümdür senle gelen her hüzün ; ama bilmiyorum.. Tek bildiğim er ya da geç gideceksin, beni benle tek bırakıp gideceksin...

    Evet korkuyordum sana alışmaktan , korktuğum başıma geldi alıştım; ama daha vakit erken gideceksen şimdi git sana daha çok bağlanıp sevmeden... Hiç girme kalbime sessiz sedasız git...
    Gitmeyeceksen de öğret bana sevgiyi taa en başından yalansız , yanlışsız!!!
    Seni Düşünüyorum Sevgilim

    agggggg dunya

    birini seviyorum ,evet;onu ilk gördüğüm andan beri onu düşünüyorum...
    birini seviyorum,evet;onunla ilk buluşmamdaki heyecandan ayaklarımın titremesi gibi ürkek yüreğim...
    birini seviyorum,evet;ona çok alıştım,onunla sanki nefes alır gibiyim.o yaşadığı sürece bende yaşıyorum..
    birini seviyorum,evet;oda beni sevdiğini söylüyor.hem sevip hem seviliyorum..
    birini seviyorum,evet;acaba o şimdi ne yapıyor...
    birini seviyorum ,evet;o benim onu sevdiğim gibi beni sevmiyor
    birini seviyorum evet;artık bana eskisi gibi seni seviyorum demiyor..
    birini seviyorum evet,artık ayrıldık.ayrılmamızı o istedi
    birini seviyorum evet;bugün yolda karşılaştık yanında bir esmer kız vardı sıskaydı ayrıca...
    birini seviyorum evet,duydum ki o karakuru kızla evlenmiş..
    birini seviyorum evet;o beni benim onu sevdiğim gibi sevmedi..çocuğu olmuş
    birini seviyorum evet;artık dayanamıyorum onu eşi ve çocuğuyla görmeye..
    birini seviyorum evet;arkadaşım nasıl yapar bunu bana benim onu sevdiğimi bile bile onunla nasıl evlenir.BİRİNİ SEVİYORDUM EVET.SENDEN ÖNCE

    işte gidiyorum

     

    geç gelen sevgili

     
    August 14

    elveda..... hemde..... 2... kere.....


    "Kendine iyi bak" bir "veda" değil "elveda" cümlesidir çogu zaman. O üç
    kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde...
    "Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım. Olamayacağım.
    İstesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden
    sonra da mutlu olmanı istiyorum. Olurda bir gün dönersem seni iyi bulmak
    istiyorum."
    "Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda
    sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de
    seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim.
    Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel
    seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha
    dönmemek üzere gidiyorum."
    "Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu
    bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu
    varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni
    kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin
    benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla
    umursamiyorum."
    Kendine iyi bak, derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla
    söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay
    kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her
    seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine "Kendine Iyi Bak" gözleriyle
    ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar..
    *Taki son elveda mezar sessizligine bürünüceye kadar*
    Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez "Kendine Iyi Bak" derler ve giderler.
    Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir
    kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.
    Kendine iyi bak, derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir
    zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni
    seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek.
    Kendine iyi bak, derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler.
    Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden
    alip giderler. Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine
    iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini.
    Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri
    için kizarsin ama suçlayamazsin.
    *Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin*
    Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak, derler ve
    giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek
    anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye
    unutulmayan nagmeler. Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz
    kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada
    bitsin, kapansin bu sayfa isterler.
    "Bitti" diyemedikleri için , kendine iyi bak derler.
    "Kirildim ve affedemiyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler.
    "Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç
    unutmayacagim" diyemedikleri için kendine iyi bak derler.
    "Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum" diyemedikleri için
    kendine iyi bak derler.
    Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre
    akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir,
    bilirler.
    Kendine iyi bak bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece
    kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin....
    *Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen
    hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen
    yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin.
    Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma. Keske böyle yasanmasaydi bazi
    seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem.. Keske
    döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan.
    Nafile...Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken,
    ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak
    aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi,
    hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda
    kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük
    zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan
    mi?... Sahiden..., gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Peki o zaman...
    Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de "Kendine Iyi Bak."*
     

    sadece sana


    :::O Bana Benim Ona Baktığın Gözle Bakmıyor ::::
    10. Sınıf
    İngilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için 'benim en iyi arkadaşım'
    diyordum... ben onun ipek gibi saçlarınına bakıp onun benim
    olmasını istiyordum... ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu
    biliyordum, dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta olmadığı için
    günün notlarını istedi ona notları verirken bana teşekkür etti ve yanağımdan
    öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok
    seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
    11. Sınıf
    Telefonum çaldı, arayan oydu ve ağlıyordu bana aşkın nasıl kalbini kırdığını
    anlattı, beni evine çağırdı, yalnız kalmak istemediğini söyledi,bende
    tabiki gittim, koltuğa, onun yanına oturdum, güzel gözlerine bakmaya başladım ve
    onun benim olmasını diledim, 2 saat sonra Drew Barrymore'un bir filmi başladı ve
    onu izledik filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana herşey için
    teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak
    istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum
    nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
    Son Sınıf
    Mezuniyet balosundan birgün önce yanıma geldi ve 'çıktığım çocuk hasta ve
    partiye gelemicek' dedi, benimde çıktığım biri yoktu ve 7.sınıfta
    birbirimize söz vermiştik eğer çıktığımız biri olmazsa partilere birlikte
    gidicektik, 'en iyi arkadaş' olarak. Ve partiye birlikte gittik,o akşam çok
    güzeldi, her şey yolunda gitti, partiden sonra onu evine kapısının önüne kadar
    bıraktım, kapının önünde ona baktım o da bana o güzel gözleriyle gülümseyerek
    baktı. Onun benim olmasını istiyordum...ama o bana benim ona baktığım gözle
    bakmıyordu bunu biliyordum, bana 'hayatımın en güzel zamanını
    geçirdiğini' söyledi ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi
    bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum
    ama çok utanıyordum...
    Günler, haftalar, aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çattı... Sürekli onu
    izledim onun mükkemmel vücudunu seyrettim. Diplomasını almak için sahenye
    çıkarken sanki havada süzülen bir melek gibiydi.Onun benim olmasını
    istiyordum... ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu
    biliyordum.Herkes evine gitmeden önce yanıma geldi ve ağlayarak bana sarıldı
    sonra başını omzuma koydu ve 'sen benim en iyi arkadaşımsın, teşekkürler' deyip
    yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum,
    onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum
    Aradan yıllar geçti...
    Bir kilisedeyim ve o kızın nikahını izliyorum...evet artık evleniyordu,onun
    'evet, kabul ediyorum' demesini,yeni hayatına girmesini izledim,başka bir adamla
    evli olarak. Onun benim olmasını istiyordum...ama o bana benim ona baktığım
    gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Yeni hayatına girmeden önce yanıma geldi ve
    'nikahıma geldin teşekkürler' deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak
    istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum
    nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...
    Yıllar çok çabuk geçti...
    Şu an benim bir zamanlar en iyi arkadaşım olan kızın tabutuna bakıyorum,
    eşyaları toplanırken lise yıllarında yazdığı günlüğü ortaya çıktı...
    Hemen günlüğünü aldım ve günlükte okuduğum satırlar şöyleydi... 'Onun gözlerine
    bakarak onun benim olmasını diledim... ama o bana benim ona
    baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Onu sadece arkadaş olarak
    istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum
    nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum.Keşke bana beni sevdiğini söyleseydi.
    Hayatta hiç bir şey için geç kalmayın sevdiğinizi söyleyin. Her ne pahasına
    olursa olsun. Bu onu kaybetmekte olsa.....  
    July 31

    sen yanımda yokken oya

                      DÜŞÜNDÜM.....
    dün yine seni düşündüm saatlerce...
    önce ölümü,sonra sensizligi.
    birşeyler tıkandı bogazıma....
    haykıramadım::::::.
    acaba sensizlik mi?
    yoksa ölüm mü daha korkunç?
    ayırt edemedim ikisini....
    fark yoktu birbirinden,,,,,,
    ölüm sensizlikse::::::.
    sensizlik zaten ÖLÜMDÜ?????
     
     
                OYA D.M.N.

    SİİR

            YOKLUGUNDA::::::::
    yıldızlarla dolu gökyüzüne bakarken::::::
    aklıma sen geldin;;
    birden seni düşündüm;;;;;
    yoklugunu hissettim gönlümde;;;;
    o an burukluk çöktü yüregime;;
    o an bir yıldız inat edercesine;;
    sanki   o yıldız inat edercesine;;
    kaydı gözyaşlarım;;
    yanaklarımdan???????